Boğaziçi Gündem Gazetesi
HV
02 TEMMUZ Cumartesi 14:53

İbrahim Tenekeci’den Altı Çizili Cümleler

İsak BAYDAROĞLU
İsak BAYDAROĞLU
Giriş Tarihi : 22-05-2022 19:19

Said Yavuz’un da dediği gibi: Yüzler vardır, ruhun susamasını dindirir.
İnsan, taştan pek, gülden naziktir.
Ödül alan, ödün verir.
Doksanlı yıllarda, üç edebiyatçı bir araya gelince, dergi çıkarırlardı. Şimdi ajans kuruyorlar.

Neruda’nın dediği gibi: İnsan, ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin ise nankörüdür.
Unutmayalım ki, bir sanatçı için, istikbal, rakamlarda değil, harflerdedir.
Muhteris: Çekingen, sakıngan; çekinen, sakınan, ürkek. Muhteris: İhtiraslı, aşırı derecede arzulu, hırslı, tutkulu. Muhterik: Yanmış.
Bir başkasını üzmek ve utandırmak için plan yapan kişilerin varlığına artık şaşırmamalı.
Bir ve beraber olmak, aynı kalıba girmek değildir. Sırayı bozmadan da sıra dışı işler yapabiliriz.
Bir de şu: Bir insanı kıymetli yapan, kıymet vermediği şeylerdir.
Yaptığımız her toplantı, daha fazla dağılmamıza neden oluyor.
‘Paramız yabancıya gitmesin diye hep tanıdıklardan alışveriş ettik. Sonuç: Onlar da birer yabancıya dönüştüler’
Hesap yapmaktan iş yapmaya vakit bulamayanların sayısı hiç de az değil.
Siyonistlerin suçu, Müslümanların ayıbı büyüktür.
Filistin’den çekilen son Osmanlı birliğinin komutanı olan Selahattin Günay hatıratında yazar: Filistinli bir genç, gözyaşları içinde, bu birliğin ardından şöyle bağırır: ‘Bizi kimlere bırakıp gidiyorsun Ey Türk?’
İnsandan insana şükür ki fark var!
Kötülük konusunda iyi olanların sayısı, endişe verici bir biçimde artıyor.
Derdi olanın sorunları değil, soruları vardır. Sorular, yolculukları da beraberinde getirir.
Merhamet gariplerde, acımak ise galiplerde görülür.
Ekmeğe çalışırız, fakat soruların hepsi topraktan çıkar.
İnsanın toprakla arası açıldıkça, insani olanla da arası açılıyor.
Rakamlar lehimize büyüdükçe, aleyhimize gelişen şeyler var.
Tatlı söz, can azığıdır.
Aklımız neredeyse, ahlakımız da oradadır.
Eskisi olmayanın yenisi olmaz.
Yalnız işimize değil, içimize de bakalım.
Kalp, insanın özüdür. Özü doğru olanın sözü de doğru olur.
Sırayı bozmadan da sıradışı işler yapabiliriz.
İyiyim diyerek iyi olunamayacağı gibi, kalbim temiz diyerek de ‘masum’ olamayız.
Biliyoruz ki, helal ile haram bir araya gelirse, haram galip gelir.
Merhamet, insanlığın kalbidir.
Atasözlerimiz belli: Emek olmadan yemek, iş olmadan aş olmaz.
İnancım odur ki, güzel ahlak ve yüksek mesuliyet, kardeştirler.
İnsanın kendisine, aile ve çocuklarına yetecek ve borçlarını ödeyecek miktarda kazanç temin etmesi farzdır.
Dünyanın acemisi olmak, ne güzel bir durumdur.
İnsanın toprakla arası açıldıkça, insani olanla da arası açılıyor.
İstiklal Harbi’nin hemen sonrası. Ömer Ağa isimli bir Türk köylüsü, uzun bir sohbetin ardından, Hamdullah Suphi Tanrıöver’e şu tembihte bulunur: “Elde bir Anadolu kaldı, sıkı tutun, bu sondur.”
Atalarımız, ‘ulular köprü olsa, basıp geçme’ der.
Hamdullah Suphi Tanrıöver, bir yazısında şöyle der: “Beraber görünenler beraber değildir. Yağma için toplananlar, yağmadan sonra dağılırlar.”
Kardeş kavgasının tek kaybedeni kardeşler olur.
Sözün bittiği yer, insanlığın da bittiği yerdir.
Nurettin Topçu ‘yeryüzünün gerçek fatihleri, kalpleri kazananlardır’ der.
Menfaat giysisini giyen, başka hiçbir kıyafeti beğenmez.
Bazen, kalbimiz durur ve buna rağmen bedenimiz ölmez.
Tek taraflı olan her şey, tarafsızlığını, dolasıyla adalet ve hoşgörüsünü kaybeder.
Sadece kendisini düşünen kimse, temas ettiği, ilişki kurduğu herkeste üzücü izler bırakır.
Bizi yoran, işler değil, ilişkilerdir.
Karatepeli bir çoban, yolda bir hallaç yayı bulmuş. Bunu arkadaşlarına göstermiş. Hepsi evirmişler, çevirmişler, hallaç yayını bir şeye benzetememişler. O sırada, akıldaneleri de tarladan dönüyormuş, ona da sormuşlar. Adam hiç düşünmeden, ‘bunu bilmeyecek ne var’ demiş. ‘Devenin kaburga kemiği.’
İnancım odur ki, iyi kitaplar, dünyaya dahil değildir.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur’u yazmış, fakat bulamamıştır.
Dünyadaki en eski şey, insanın insana verdiği acıdır.
Türkiye, Batılıların kaybedip de geri alamadığı tek toprak parçasıdır.
Emeğe hürmet etmeden saygı olmaz.
 ‘Sizi rahatsız etmeye geldim’ sözünün Ali Şeriati’nin söylemesi başkadır, on sekiz yaşındaki bir gencin söylemesi başka. Aynı anlama gelmezler.
Eskiler, ‘söze, dinlemek kapısından giriniz.’ diye nasihat eder.
En doğrusu, takip mesafesini koruyarak sevmektir.
Müslümanların hayatı yahut kaderi, Batı’nın kırmızı çizgilerinde aranamaz. Bunun adı, İslamlık değildir, çaresizliktir.
Tekniği çok ileride olan Almanların Fransa’yı işgali sırasında, bir şairin şöyle dediği rivayet edilir: “Bizim kültürümüz onlardan üstündür. Giderler.”
Ahmet Haşim Bağdat, Ahmet Kutsi Tecer Kudüs, İlhami Bekir Tez Trablus, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Kahire, Sabahattin Ali Gümülcine, Yahya Kemal Üsküp doğumludur.
Kudüs doğumlu Ahmet Kutsi Tecer, ‘Orda bir köy var uzakta’ şiirini, Geyve ilçesine bağlı Sarıgazi köyü için yazmıştır. Böyle derin bir kültürden, medeniyetten bahsediyoruz.
İnsan, vakit geldiğinde, çekilmeyi bilmelidir. Yoksa, çekilmez olur.
Soğuk savaş dönemi, Türkiye dahil, birçok ülkeyi uyuşturmuştur. Kendi uçağını yapabilen ülke, bir vidayı bile imal edemez hale gelmiştir. Çalışmayıp da başkasının eline bakmak, işte böyledir.
Huy canın altındadır. Can çıkar, o çıkmaz.
Kâbe, müminlerin baba ocağıdır.
Bilmeyen ne bilsin bizi / Bilenlere selam olsun.
Anadolu, dünyadan kurtarılmış bir toprak parçasıdır.
İkbalini maddiyatta, mevki-makamda arayanlar, bazı konularda geri kalmış kimselerdir.
Gönül, yemyeşil, dupduru bir hevestir, daima gençtir.
İnsan bir fabrika olsaydı, herhalde mazeret üretimi yapardı.
Nasrettin Hoca’ya, ‘adam olmanın kuralı nedir’ diye sormuşlar. Şu cevabı vermiş: Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli.
Paranın dini ve dili olmayabilir, fakat sahibinin vardır.
Ne yazık ki, kanaat kelimesi, eski lokantaların, bakkalların tabelalarında, çocukluk anılarında, kimi küçük kasabalarda ve dağ köylerinde kaldı.
Bu topraklar başkaları için ‘masa’ olabilir. Millet ve ümmet olarak yuvamız, yurdumuz burasıdır.
Dostlukların değil de ittifakların devrindeyiz.
Bazen yenilmeden kaybedersiniz. Daha ağır ve yıkıcı olur bu. Bir de kazandığınız halde kaybetmek var.
Hain kontenjanı yüksek bir coğrafyada yaşıyoruz. Sultan Mehmed, İstanbul’u muhasara altına aldığı zaman, surların bir bölümünü Şehzade Orhan savunuyordu. Kime karşı ve kimlerin safında? Tarihimiz boyunca ne yapılmışsa, böyle bozuklara rağmendir.
Hilekâr, dokuz ocak yıkmayınca bir ocak yapamaz.
Türkiye, gidecek başka yeri olmayanların ülkesidir.
Bir Acıya Kiracı’ydık, ev sahibi olduk.
İnsan insanın evvela gönlüne muhtaçtır.
Merdivenden çıkarken değil de inerken düşülür daha çok.
Bazı insanlar insanları yiyerek beslenirler.
İnsan tercihlerinden oluşur.
Kimseyi ve hiçbir işi beğenmemek, ölçüyü değil de ölçüsüzlüğü ortaya koyar.
İhtiras bizi hep haklı, daima alacaklı yapar.
Arkadaş arkadaşın iyiliğidir.
Gönül ilahi hatırdır.
Gençlere yatırım yapmak yerine, onların gönlüne girmekten yanayız.
Bir insanın varlığına tahammül edememek kusur değil, suçtur.
Çirkinlik peşinde olanlardan güzel bir şey bekleyemeyiz.
Yorulduk, üzüldük, eziyet gördük ama ölmedik.
Herkes ömrünün tek öğrencisidir.
Zor kullanarak birçok topluluğun dilini ve dinini değiştirenler, insan hak ve hürriyetleri dersine öğretmen olarak giriyor.
Anadolu, Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir iyiliğin adıdır.
Birçok ülkeye düşman diyemediğimiz için müttefik diyoruz.
Türkiye kimsenin partisi değildir.
Lekenin rengi olmaz.
Tarafların, grupların, hiziplerin, hesapların çok olduğu bir yerde evvela hakikat yara alır.
Barış kelimesini en çok katiller kullanıyor.
İslam, müminin vatanıdır.
Mümin, güzelliğin yurdudur, vatanıdır.
İnsanın yerini ve haddini bilmesi de iyiliktir.
Kötü kimselerin ortak özelliklerinden biri de kendilerine haksızlık yapıldığına inanmalarıdır.
İyinin, iyiliğin çilesi çoktur.
Kudüs en mahcup yanımızdır.
İsrail derin ve karanlık bir meseledir.
Balkan Harbi’nden hemen sonra çizilen Osmanlı haritaları Selanik, Manastır, Üsküp, Kalkandelen, Gostivar gibi şehirlerin içinde olduğu o büyük coğrafyayı ‘esir vatan’ olarak adlandırılır. Elbette dokunaklı. Cumhuriyetin ilanıyla bu sayfa kapanmıştır.
Hepimiz ‘bir acıya kiracı’yız.
Herkes bir parça kusurludur.
Türkiye, ‘bana ne’ diyemeyenlerin diyarıdır.

YORUMLAR