Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 22-12-2012 13:16

Hangi İnsan hakları?

Tarihte çıkarılan isyanları, yapılan işgalleri, devrimleri, dünya savaşlarını ve haçlı seferlerini okuduğumuzda bu olayların gerçek amaçlarının neler olduğunu ilk bakışta görmek mümkün olmaz.

Hangi İnsan hakları?
Hangi insan hakları?
 
Tarihte çıkarılan isyanları, yapılan işgalleri, devrimleri, dünya savaşlarını ve haçlı seferlerini okuduğumuzda bu olayların gerçek amaçlarının neler olduğunu ilk bakışta görmek mümkün olmaz. Ama geçmişten günümüze, aslında amaçları hiçbir zaman değişmemiş, sadece uygulama yöntemleri farklı olan bu olayların nedenlerini doğru anlamaya başlayıp son yüzyıl içerisinde yaşanan olayları bir bütün olarak ele alındığında, sadece insan hakları bahane edilerek dünyanın yeniden şekillendirildiğini görmemek mümkün değil.
 
Günümüz dünyasında artık savaş teknik ve taktiklerinin değiştiğini görüyoruz. Amaçlarına ulaşmak için yeni yöntemleri deneyen son yüzyılın egemen ülkeleri, hedeflerindeki ülkelerde hâkim olmak için farklı yöntemler kullanmaya başladılar. Egemen ülkeler; kurdukları ya da destekledikleri örgütler ile amaçlarına ulaşmaya, hedef ülkelerde istikrarın bozulmasını ve iç huzursuzlukların çıkmasını sağlayarak bu ülkelere müdahale etmeyi gerektiren “kendilerine göre” haklı sebepleri de oluşturabiliyorlar.
 
Ben ise tüm bunların geçmişten bugüne, tarih boyunca devam eden olayların çoğunun esas nedeninin din eksenli olduğunu ve dinler arası mücadelenin hala devam ettiğini düşünüyorum. Günümüzde yaşananlar ile geçmişte haçlı ordularının yaptıkları arasında amaç olarak aslında bir fark yok. Yöntemler farklı olsa da amaçları aynı. Eskiden orduları ile gelip bir ülkeyi işgal ediyorlardı. Şimdi ise “Diktatörlüğü yıkacağız, sözde adaleti ve insan haklarını getireceğiz” denilerek ülkeler işgal edilebiliyor. Pakistan, Irak, Mısır, Lübnan, Libya örneklerinde olduğu gibi işgal edilen ülkelerde yıllardır istikrarın sağlanamadığını, şiddet olaylarının bir türlü bitmediğini, huzurun, adaletin ve can güvenliğinin olmadığını görüyoruz.  
 
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise bu ülkelerin Müslüman ülkeler olmasıdır. Örneğin, yıllardır Filistin topraklarını işgal eden İsrail’e kadınları ve çocukları katlettiği halde her nedense herhangi bir yaptırım söz konusu olmuyor. İsrail için sadece “Savunma haklarını kullanıyorlar” açıklaması yapılırken, burada insan haklarından hiç söz edilemiyor.
 
Dünün haçlı ordusunda olduğu gibi, bu günün Birleşmiş Milletler Örgütü'nün dünya ülkeleri üzerinde gerçekten insani kararlar aldığını düşünmek açıkçası bana zor geliyor. Avrupa ve Amerika’nın kriterlerine göre kurulmuş olan bu birliğin, bir gün ülkemiz için de yaptırım kararları alabileceğini düşünmeden edemiyorum. Nükleer gücün sadece kendilerinde olmasını uygun bulan ülkeler, elinde nükleer güç bulundurmak isteyen diğer ülkelere yönelik yaptırım kararı alabiliyor, ama sizde neden nükleer güç var diye kimse onlara soramıyor. 
 
Birleşmiş Milletler, dünya barışını sağlamak yerine güçlü ülkeleri rahatlatan görüntüsü ve uygulamaları ile Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Başka ülkelerin yaptırımlarını uygulamak zorunda kalan Müslüman ülkeler ise vakit kaybetmeden ülkelerinde oynanan oyunların gerçek amacını anlamaları gerekiyor.  Dayatma insan haklarının aksine, Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) veda hutbesinde olduğu gibi, tüm insanlığa huzur getirecek insan haklarını tatbik etmeleri gerektiğini düşünüyorum.