İstanbul
Giriş Tarihi : 15-05-2013 12:19

Haliç Türkiye’ye kurban edildi

Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, Türkiye’nin son 50 yılda hızlı bir şekilde sanayileşmek zorunda kaldığını belirterek, “Ulaşım kolaylığı yüzünden Haliç’in etrafına fabrikalar kuruldu. Haliç, Türkiye’ye kurban edildi” diye konuştu.

Haliç Türkiye’ye kurban edildi
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İlim Yayma Cemiyeti Konferans Salonu’nda Sabahattin Zaim Üniversitesi Rekörü Prof. Dr. Adem Esen’in “Yerel yönetimlerin güncel sorunları” dersinde yüksek lisans öğrencilerine belediyecilik vizyonunu anlattı.
 
Şehirleri anlamak için, dünyanın geçirdiği değişimi iyi okumak gerektiğini anlatan Demircan, dünyanın üç önemli dönem geçirdiğini, bunların tarım toplumu, sanayi devrimi ve bilişim çağı olduğunu anlattı.
 
Bu yaşanan dönemlerin her birinin şehirler üzerinde ciddi etkileri olduğunu belirten Demircan şöyle konuştu.
 
"İstanbul ışıklı kubbelerin şehri..."
”Bundan iki yüz yıl önce İstanbul ışıklı kubbelerin şehriydi. Mimari, edebiyat ve felsefenin insan hayatını kuşattığı dönemde tarım toplumunun ürünleri limanlardan deveran oluyordu. Sonra bir gün motor çıktı, hayat değişti. Motor çıktı, traktör geldi, insanlar toprakta çalışırken binlerce kişinin yaptığı işi bir traktör yapmaya başladı. Daha çok verim elde edildi. Üretilen fazla mamul için fabrika kuruldu ve bir zamanlar toprakta çalışan insanlar, fabrikalarda çalışmaya başladı. Anne babasından gördüğü üretim usüllerini kullanan insanlar, mesleki eğitim almaya başladı.
Mallar çoğalınca zenginlik başladı. Malların dolaşımı için yol ihtiyacı ortaya çıktı. Onun için bütün sanayileşen ülkeler demiryolları, karayolları furyaları başlatmıştır. Başbakanımızın yollar konusundaki ısrarı istikametimizin doğru olduğunu öte yandan ne kadar geç kaldığımızı da ortaya koyuyor. Menderes’in yolları açma çabası tesüdüf değil.
 
"Haliç, Türkiye’ye kurban edildi..."
Peki neden İstanbul ön plana çıkıyor? Çünkü fabrikayı deniz kenarında bir yere açması gerekiyordu ki, hammaddeyi getirebilsin. Bu süreçte en fazla etkilenen Haliç oldu. Yolların olmadığı bir ülkede deniz kenarına yanaşan gemiler hammadde indirip mamül malı yükleyebilmek için Haliç kenarına fabrikalar kurmaya başladılar. Feshane, padişah eliyle açıldı. İlk elektrik santrali Haliç’e kuruldu, tersane Haliç’te inşa edildi. Ulaşım kolaylığı yüzünden fabrikalar Haliç’te kuruldu. Haliç, Türkiye’ye kurban edildi”
 
Hızlı sanayileşme yüzünden plansız kentleşmenin yaşandığını söyleyen Demircan, yaşanan depremlerden sonra kentsel dönüşümün gündeme geldiğini belirterek, “Kentsel dönüşüm, bir korku üzerine kuruluyor. Biz sırf deprem odaklı düşünürseniz, depreme dayanıklı evler yaparsınız. Yapılması gereken, depreme dayanıklı ama çevreyi kuşatmış, insanın rahatını ön plana çıkarmış bizim medeniyet algımıza uygun şehirler oluşturmak” diye konuştu.
 
"Şehirlerin üretim hedefini belirlemesi gerekir..."
Kentlerin günümüz koşullarında aynı zamanda ne üreteceğine de karar vermesi gerektiğini ifade eden Demircan “Artık ürettiğiniz maldan, dünyanın her tarafındaki insanlar haberdar. Dünyada ekonomistler, ülkeleri yönetenler, böyle bir rekabetçi dünyada tutunabilmek için kendi hedeflerini tayin etmiş şehirler oluşturmaya çalışıyor. Şehirlerin ana üretim hedefini ortaya koyması, planlamasını ona göre yapması, okulunu ona göre planlaması ve dünyada rekabet edebilen markala ortaya çıkarması gerekiyor. Beyoğlu’nda 9 yıldır turizm ve kültür sanat endüstrileri üzerinde yoğunlaştık. Geçen 9 yılda Beyoğlu bunlarla gündeme geldi. Yaptığımız festivaller, etkinlikler, tesadüfen yapılmış işler değil. İnsanların zihnine gönderme yapılan organizasyonlardır. Bu çalışmaların sonucunda 9 yılda 6 bin yataktan 30 bin yatağa gelmişiz. 5 bin bina renove olmuş, turistler Beyoğlu’nu gezerken tarihi binaları hayranlıkla izliyor. Bana dünyada bunu nasıl gerçekleştirdiğimi soruyorlar. Cevabım, ‘Rotası belli olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez’ oluyor.”
 
Soru cevap şeklinde geçen derste, Okmeydanı ile ilgili bilgi veren Demircan, çok kısa bir süre sonra tapuların verileceğini belirterek, “100 bin kişilik bir şehir planlaması yaptık. Burada minimum 30 bin kişinin çalışacağı işyerleri var. Yani her aileden bir kişiye iş bulmayı planlıyoruz. Kurguladığımız marka şehirde evinden işine yürüyerek giden insanlar, ekstra trafik üretmiyor. Şehrin hedeflerine uygun meslek liseleri, yeşil alanlar, yürüyüş parkurları, otoparklar kurulacak. Okmeydanı, yeni yüzüyle cazibe alanı olacak” dedi.