İstanbul
Giriş Tarihi : 16-06-2013 00:09

Gezi Parkı olayları, Beyoğlu ve ”yayında mıyız?”

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, A Haber'de canlı yayınlanan "Bi Sormak Lazım" programında yaşadığı talihsizliğin ayrıntılarını kamuoyu ile paylaştı. Demircan; “Eylem romantizmi, provokatör ve molotofçulara karşı gösterilen hoşgörünün, Beyoğlu'ndan esirgenmesi karşısında dondum kaldım” dedi.

Gezi Parkı olayları, Beyoğlu ve ”yayında mıyız?”
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, A Haber Televizyonunda Selin Ongun'un canlı olarak sunduğu "Bi Sormak Lazım"   programına konuk oldu. Demircan, programın ilk bölümünde, Beyoğlu’nda yaşanan Gezi Parkı eylemlerini tüm ayrıntılarıyla değerlendirdi. İkinci bölümde izleyiciden gelecek sorulara cevaplayacakken, reklam arasında devam eden diyalog, Televizyonun canlı yayına bağlanmasıyla da devam etti. Canlı yayının başladığını bildirmeyen Ongun, tekrar “bundan sonra ne olacak” sorusu üzerine, bu sorunun tekrardan sorulmasının anlamsız olduğunu reklam arası bir konuşma olarak değerlendiren Demircan, konuyla ilgili Boğaziçi Gündem Gazetesi'ne şunları söyledi. “Katıldığım programda reklam arasında da devam eden tartışma sırasında canlı yayının başladığını fark etmedim. Eylem romantizmi, provokatör ve Molotofculara karşı gösterilen hoşgörünün, Beyoğlu'ndan esirgenmesi karşısında dondum kaldım. Şaşırdım, afalladım... Gayri ihtiyari kullandığım yayında mıyız? ifadesi ve şaşırma anı sosyal medyada büyük gündem oldu. Hem kendime güldüm, hem duruma güldüm” dedi.
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, ahmetmisbahdemircan.org internet sayfasından şu açıklamaları yaptı.
 
- Gezi Parkı eylemleri 31 Mayıs'ta kimsenin arzu etmediği bir güvenlik müdahalesi ile başladı.
 
- Çevreyi seven, şiddete karşı duyarlılığı olan vatandaşlarımız, parktaki eylemcilere destek için Taksim'e yöneldiler.
 
-Özellikle sosyal medyada yayılan bir takım asılsız haberler, bir şiddet sarmalının oluşmasına neden oldu.
 
-Ülkenin her köşesinde, insanlarımız demokratik duyarlılıklarını dile getirmek için sokağa, meydana indiler.
 
-Bir vatandaş olarak eylemleri iki ana başlık altında değerlendirdim. Birincisi, günlük yaşam, vandalizm, güvenlik, temizlik, turizm, esnaf, şehir ekonomisi,
 
-İkincisi, ulusal ve uluslararası siyaset, usul ve nesil tartışmaları, Türkiye'nin gelişim trendi, eylemlerin oluşu, provokasyonlar, polis müdahalesi, demokrasi vs...
 
-Cumhurbaşkanımız, başbakanımız, başbakan vekilimiz ikinci başlık altındaki konularda, hayatın yeniden akışını sağlamak için insiyatif aldılar.
 
-Bir belediye başkanı olarak, şehir hayatını normale döndürmeyi birinci önceliğim kabul ettim.
 
-Hayatını Beyoğlu'nda idame ettirenler, 250 bin vatandaşımız, esnafımız ve misafirlerimiz olan turistlerin talepleri de bu yöndeydi.
 
-Üzülerek ifade ediyorum, eylem neticesinde, Beyoğlu'nda duran hayat, şehrin, esnafın ve vatandaşın zararları, eylemi savunanları hiç ilgilendirmedi.
 
-17 gün boyunca, Gezi Parkı çevresindeki çöp toplanması dahil olmak üzere rutin şehircilik hizmetlerini sürdürmeye çalıştık.
 
-Bölgede bulunan esnaflarımız, eylemlerden çok mağdur oldular. Bu mağduriyeti defaatle hem doğrudan, hem de dolaylı olarak kamuoyuna ilettiler.
 
-Taksim Meydanı'na çıkan yollar, eylemleri fırsat bilen Vandalların yaktığı araçlarla trafiği kapatılmış, şehrin nefes boruları adeta tıkanmıştı.
 
-Durumu ifade etmek, hayatı normale döndürmek için, kendi etki alanımızda girişimlerde bulundum.
 
-Twitter hesabımdan duyarlı eylemcilere çağrılar yaptım, bazı eylemcilerle bizzat görüştüm. Bir mesafe alamadım.
 
-Eylemlerin, Beyoğlu'ndaki normal hayatı blokladığını, esnafın mağduriyetinin tahammül edilemeyecek boyutlara geldiğini, televizyon programlarında kamuoyu ile paylaştım.
 
-A Haber'de katıldığım programda, eylem romantizmi ile polise Molotof atanları bile masum gören bir zihniyetle karşı karşıya kaldım.
 
-Beyoğlu'nda herkes çok memnun, hayat çok güzel, esnaf eylemlerden mutluymuş gibi düşünenlerin, hatta bunu misafirlerine dayatanların olduğunu fark ettim.
 
-Katıldığım programda reklam arasında da devam eden tartışma sırasında canlı yayının başladığını fark etmedim.
 
-Eylem romantizmi, provokatör ve molotofçulara karşı gösterilen hoşgörünün, Beyoğlu'ndan esirgenmesi karşısında dondum kaldım.
 
-Şaşırdım, afalladım... Gayri ihtiyari kullandığım yayında mıyız? ifadesi ve şaşırma anı sosyal medyada büyük gündem oldu. Hem kendime güldüm, hem duruma güldüm.
 
-Programın bütününe bakmaksızın, şaşırma anımın haber yapılarak, söylediklerimizin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına şahit oldum.
 
-Televizyon programında yaşadığım tirajı komik bir haldir. Doğru. Ancak Beyoğlu'nun yaşadığı trajediyi gölgeleyecek bir hal değildir.
 
-Başbakanımız, Gezi Parkı'ndaki samimi eylemcilerin temsilcileriyle dün ve önceki gün uzun değerlendirmeler yaptı.
 
-Demokrasi adına büyük kazanım olan bu değerlendirme ve alınan kararların Türkiye'ye hayır getireceğine inanıyorum.
 
-Dört vatan evladının eylemlerin altında kalarak yaşamını yitirdiğini hiç birimiz hafızamızdan çıkarmamalıyız.
 
-Eylemciler arasına yuvalanan Vandallar, kaldırımlarımızı, esnafımızın camını çerçevesini, yollarımızı, fidan saksılarımızı tahrip ettiler Beyoğlu'na milyonlarca zarar verdiler.
 
-Tabir yerindeyse, son 17 gündür Beyoğlu yoğun bakıma mahkum edildi. En büyük arzumuz sağduyunun hakim olması, normal yaşama dönmektir.
 
-Beyoğlu sokaklarında biber gazı kokusu istemiyoruz. Molotof istemiyoruz. Şiddet istemiyoruz. Yakılmış araçlardan kurulmuş barikat istemiyoruz.
 
-Önümüzdeki sürecin hepimize hayırlar getirmesi dileklerimle,
 
 
 
Ahmet Misbah DEMİRCAN
Beyoğlu Belediye Başkanı