Siyaset
Giriş Tarihi : 13-08-2012 02:19

Bu ülkenin zencileri yerine koyulduk...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Siyasi mücadelemiz boyunca, bu salonda bulunan her bir kardeşimiz, çok değişik saldırılara, ithamlara, iftiralara, nifak, fitne ve fesat girişimlerine maruz kaldık. Partilerimiz kapatıldı ya da kapatılmak istendi. Ben dahil bir çok arkadaşımız, düşüncelerimizi ifade etmekten dolayı mahkum edildik. Ülkede, bulunduğumuz her yerde, her makamda ikinci sınıf, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gördük. Adeta bu ülkenin zencileri yerine konduk, öyle de tanımlandık" dedi.

Bu ülkenin zencileri yerine koyulduk...
ABBAS RAMAZANOĞLU
İSTANBUL
İstanbul Grubu Dostluk Derneği'nin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği iftarda konuşan Başbakan Erdoğan, derneğe, kendilerini bu mübarek ramazan akşamında bir kez daha bir araya getirdiği için, kalpten şükranlarını sunduğunu söyledi.
Buluşma vesilesiyle, birlikte yol yürüdüğü, birlikte mücadele verdiği, dava arkadaşlığı yaptığı ve şu an ahirete intikal etmiş dava arkadaşlarının rahmetle, minnetle yad ettiğinin söyleyen Başbakan Erdoğan, “Mekanları inşallah cennet olsun, inşallah diyorum. Allah onlardan razı olsun diyorum. Onlarla nasıl yol yürüdüğümüzü, nasıl anlamlı geceler geçirdiğimizi, nasıl aynı odalarda peyniri, salatayı, yeri geldiğinde karpuzu beraber paylaştığımızı çok iyi biliyorum, onları hatırlıyorum'' diye konuştu.
Burada, bu salonda, geçmiş dönemlerde birlikte mücadele verdikleri arkadaşları, kardeşleri, az da olsa ağabeyleri olduğunu belirten Erdoğan, ''Bu salonda, 1980'lerde, 1990'larda birlikte mücadele verdiğimiz kardeşlerimiz var. Bugün burada, farklı yerlerde, farklı platformlarda millete hizmet mücadelesini veren arkadaşlarımız var. Ama biz, işte bu salonda bulunanlar, bir çınarın dalları gibiyiz, bir elin parmakları gibiyiz. Üstat Cemil Meriç'in şu ifadelerini ben her fırsatta hatırlarım, 'ağaç, kökleriyle yaşar.' Aynı şekilde, Yahya Kemal'in ifadesiyle, 'kökü mazide olan atiyiz.' Bu ifadeler bizi aslında çok güzel anlatıyor ve çerçevemizi de çok güzel çiziyor. Bizler de, tıpkı Cemil Meriç'in, tıpkı Yahya Kemal'in ifade ettiği gibi, aynı kökten gelen, aynı ruh kökünden gelen, aynı kökten beslenen bir çınarız, kökü mazide olan atiyiz” şeklinde konuştu.
Hareketlerinin, davalarının, mücadelelerinin temelinde, Türkiye'yi, Anadolu'yu, Trakya'yı şekillendiren o ortak ruh iklimi olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bizler, hepimiz, millete sevdalanmış hizmet erleriyiz aslında. Her birimiz, büyük Türkiye idealine inanmış, bu ideal uğrunda pervaneler gibi kanat çırpan fedakarlarız. Bu salonda bulunan ya da bulunmayan kardeşlerimizle birlikte, milyonlarla birlikte, hepimiz ecdadımızın izinden giden, köklü medeniyetimizin o anlamlı mirasını omuzlarında taşıyan dava delileriyiz. Siyasi mücadelemiz boyunca, gerek fakir, gerek bu salonda bulunan her bir kardeşimiz, çok değişik saldırılara, ithamlara, iftiralara, nifak, fitne ve fesat girişimlerine maruz kaldık. Partilerimiz kapatıldı ya da kapatılmak istendi. Ben dahil bir çok arkadaşımız, düşüncelerimizi ifade etmekten dolayı mahkum edildik. Medya eliyle uzun yıllar linç girişimlerine muhatap olduk.
Ülkede, bulunduğumuz her yerde, her makamda ikinci sınıf, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gördük. Adeta bu ülkenin zencileri yerine konduk, öyle de tanımlandık. Elhamdülillah, ne kadar güzel... Siyasi görüşlerimiz yasaklandı, aksini söyleselerdi zaten o zaman kendimizden şüphe etmemiz gerekirdi. Düşüncelerimizi anlatmamız, fikirlerimizi ifade etmemiz yasaklandı, örgütlenmemizin, demokratik yollardan mücadele vermemizin önüne engeller çıkarıldı. Biz, hep birlikte, bu saldırılara, bu taarruzlara, bu kirli, karanlık senaryolara asla boyun eğmedik, asla yılmadık, asla yıkılmadık. Birbirimize daha bir kenetlenerek, safları daha da sıklaştırarak, bize, siyasi görüşlerimize yönelik taarruzları hep birlikte bertaraf ettik.
Çünkü bize bu tür provokatif senaryoları hazırlayanlar, hazırladıkları tuzakların üzerinde egemen bir tuzağın olduğunu bilmiyorlardı. Onlar zannediyorlardı ki, 'bu tuzakların en idealini biz yaparız.' Hayır. Sizden bu işi çok daha egemen bir iradeyle yapan güç var. Zaman zaman aynı yolda, aynı hedefler için rekabete giriştiğimiz, yarıştığımız oldu. Ancak, Rabbime hamdolsun, biz, hayırda yarışanlardan olduk. Birbirimize karşı kırıcı olmadık, yıkıcı olmadık, her zaman birbirimizle gönül diliyle konuştuk, ağabey-kardeş ilişkisiyle birbirimizle irtibat kurduk ve birbirimize her zaman hakkı, hayrı tavsiye ettik.''