Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 09-12-2012 17:58

Ankara’nın Aralık 2012 Fotoğrafı

Ankara’nın Aralık 2012 Fotoğrafı
Birkaç gün önceden Boğaziçi Gündem Yazı İşleri Müdürü İlhan Çabukol ile sözleştik.
İlhan İstanbul’dan, ben Trabzon’dan aynı gün Ankara’ya gideceğiz.
Sabah Ankara Esenboğa Havaalanı’nda buluşacağız.
Birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitmek, bazı vekillerle görüşmek üzere.
---
Sözleştiğimiz gibi de buluştuk.
İlhan benden bir saat önce havaalanına gelmiş, beni bekliyordu.
Selamlaştık, kucaklaştık.
Dışarı çıktığımızda Ankara, güneşli bir havada bile soğuk yüzünü bizden saklamıyordu.
Bizi karşılayan arkadaşımızla havaalanından ayrılırken
İlhan’ın uykusuz hali dikkatimi çekti.
İlhan, abi uçağa yetişmek için sabah dörtte yola çıktım, bir iki saat ancak uyudum” dedi.
---
Ankara’ya doğru yol alırken, İlhan arkada uyukluyordu.
Bende uzun süredir gelmediğim Ankara’yı inceliyordum.
Daha önce bu yoldan geçerken gözüme takılan gecekondular artık yıkılmış,
Yerlerine modern yaşam alanları inşa edilmiş.
Gerçekten çok da güzel olmuş.
Ama yol ilerledikçe Ankara’nın yoğun trafiğinden kurtulmak da mümkün olmadı.
Gideceğimiz 20 dakikalık yere 45 dakikada gidebildik.
---
Ben bir doçentlik sınav jürisinde yer aldığım için,
Boğaziçi Gündem yazarlarından Prof. Dr. Bünyami Ünal ise eşinin doçentlik sınavı nedeniyle Ankara’daydı.
Havaalanından ayrıldıktan sonra Bünyami hocayı aradım.
İlhan ile buluştuğumu, birlikte Meclis’e gideceğimizi söyledim.
Hoca “beni de alın, hayatımda hiç Meclis’e gitmedim” dedi.
Aracımızı hocanın kaldığı Başkent Öğretmen Evi’ne çevirdik.
Hocayı aldık, birlikte Meclis’in yolunu tuttuk.
---
Türkiye’nin kaderinin çizildiği, insanların ipten alındığı,
Vekil olarak içeri girmek için birçok insanın dünyalarını vereceği
Türkiye Büyük Millet Meclisi,
Kapısına geldiğimizde tüm haşmetiyle, kalın duvarlarıyla, yoğun güvenlik önlemleriyle,
Müşteri bekleyen taksicileriyle, dertlerine derman arayan vatandaşlar ve ağaçlarından dökülen sonbahar yapraklarıyla bizi karşıladı.
---
İki aşamalı güvenlik taramasından geçtikten sonra
Ben, Bünyami Hoca ve İlhan, vekil odalarına doğru yöneldik.
İçimizde en tecrübeli olan İlhan,
Daha önce birkaç kez meclise gelmiş.
Görüşeceğimiz vekillerden birinin danışmanını aradı.
Vekilin odasına nasıl ulaşacağımızı öğrendi.
Biz Vekil’in odasına doğru giderken,
Ben ve Bünyami Hoca, sağımıza solumuza bakarak etrafı inceliyor,
Hangi binanın ne amaç için kullanıldığını tahmin etmeye çalışıyorduk.
---
Vekil’in odasına gittiğimizde henüz odasında olmadığını öğrendik.
Ama sekreteri bizi odaya aldı, çaylarımızı söyledi.
Oda, yaklaşık on metrekare bir yer.
Odaya bir masa, masanın karşısına bir adet ikili koltuk, bir sandalye, kapının arkasına ve karşısına birer kütüphane konmuş.
Bünyami hoca bana döndü ve espriyi patlattı.
“Gardaş bizim odalar bunlardan çok iyi, milletvekili olup da ne yapacağız.”
Daha sonra tüm vekillerin odalarının aşağı yukarı aynı büyüklükte olduğunu ve aynı şekilde teşrif edildiğini öğrendik.
---
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaretimizde birçok vekille görüştük.
Başta Meclis’in çalışma düzeni, milletvekillerinin yetkileri, gündemle ilişkili konular olmak üzere, daha birçok konuda fikir alışverişinde bulunduk.
Şunu özetle söylemek gerekirse,
Ankara gündemi oldukça yoğun ve bulanık,
Siyasetin üzerini sanki yoğun bir sis kaplamış.
Suriye, dokunulmazlıklar, Irak ve daha birçok konu siyasetin başköşesinde
Gündemdeki konularla ilgili olarak milletvekillerinin kafası da karışık
Örneğin dokunulmazlıklar konusunda, Başbakan Erdoğan’ın çıkışını doğru bulmayanlar var.
Samimiyetimize güvenerek bunu bize hissettirdiler ya da söylediler.
Ama grup kararının dışına çıkmayacaklarını da ifade ettiler.
---
Meclisten ayrıldıktan sonra,
Boğaziçi Gündem Yazarlarından Fikri Akyüz ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Çiftçi ile buluştuk.
Yaklaşık bir saatlik sohbetimizden sonra Fikri Akyüz ve Bünyami hoca bizden ayrıldılar.
Akşam, Boğaziçi Gündem’in bir diğer yazarı Doç. Dr. Sinan Canan’la buluştuk, sohbet ettik.
Artık vakit geç oldu ve ayrılma zamanı geldi.
İlhan’ın İstanbul’a dönmesi gerekiyor, uçak saati de oldukça yaklaştı.
Halil İbrahim, İlhan’ı havaalanına götürürken, Sinan’da beni otele bıraktı.
Gece bir ara otelin penceresinden dışarı baktım.
Ankara sokaklarını yağmur ıslatırken, üzerini de artık sis kaplamış.
Tıpkı Ankara siyasetinin üzerinde olduğu gibi
 
 
Prof. Dr. Ersan Odacı
09.12.2012